Alaca Dokumaları


Burdur ilin de Alaca kumaş dokumacılığının başlangıcına ait kesin bir tarih olmamakla birlikte, alaca dokumacılığın 100 yılı aşkın bir geçmişi olduğu bilmektedir.

Burdur’da ilk yerleşimin 1071-1100 yılları arasında görülmüştür. Burdur’da nüfus artışına sebep olan göçlerden biri, 1800-1820 yılları arasında meydana gelen göçtür. Bu göç ekonomik gelişimi sağlayan aktivitelerden biri olan dokumacılığı da beraberinde getirerek ticari aktiviteyi artmıştır ve böylece dokumacılık kısa sürede ilin bütün mahallerinde yerini almıştır. Başlangıçta her ev de bir alaca tezgahı varken çok geçmeden ikinci tezgahlar, işler duruma geçmiştir. Tezgah sayısının 2000’e ulaşması her evde iki, üç tezgahın işler duruma düşmesi ve ailenin her ferdinin, kadın erkek demeden dokumacılığın içinde kendini bulması, aslına Burdur’daki Alaca dokumacılığının nedenli önemli olduğunu ortaya koyması açısından son derece önemlidir.

Detaylı bilgi: www.blaca.net

EL DOKUMACILIĞIN TARİHÇESİ

Çok eski çağlardan beri gıda ve konut gibi giyiminde insan soyunun devamında pek önemli yeri olduğu bilinir. Giyimi meydana getiren dokuma ve dokumacılığın ise, ilk defa nerede, nasıl ve ne zaman başladığı konusunda tarih henüz tam ve kesin bir hükme varamamıştır. Bu konuda buluntular az deliller ise yetersidir. Bu nedenle merkezler sık sık yer değiştirmektedir. Dokumacılıkta düne kadar en eski medeniyet olarak tanıdığımız Mısır, daha sonra yerini Mezopotamya’ya terketmiştir. Bugün ise bütün gözler Orta Asya’ya çevrilmiştir ve otoriteler kesin sonucun yakın olduğu görüşünde birleşmektedirler.

Nitekim, 1962 yılında Çatal Höyük’de yapılan kazılarda Neolitik devire ait olduğu tahmin edilen dokuma parçalarının bulunması M.Ö. 6000’lerle Anadolu’yu da bu konuda iddalı bir şekilde ön plana çıkarmış bulunmaktadır. Dünyanın şimdiye kadar elde edilen en eski örnekleri olan bu dokuma parçalarının teknik yönden de ileri bir seviyede olmaları daha ilkellerinin de bulunacağı düşüncesiyle, dokumacılığın başlangıcını çok daha derinlerde aramamız gerektiğini göstermektedir.

En ilkel dokumalarda bataklık otu, hasır otu, saz gibi otların ve uzun at kıllarının kullanıldığı anlaşılmaktadır. Fakat o zamanlar, bunları iplik haline getirme henüz bilinmediğinden, dokuma için seçilen maddelerde aranılan özellikle uzunluktu. Gerekli yumuşaklık ve sağlamlığa sahip bu uzun lifler, dokuma için daha uzun lifler gerektiğinden uç uca eklenerek ip elde ediliyordu. Bu ekleme işi ya düğümleme ya da uçlarından keçeleştirme usulü ile oluyordu. Bu tip en ilkel dokuma tekniğinin Taş devrinin ilk zamanlarına kadar indiği tahmin edilmektdir.

Neolitik çağ dediğimiz Cilalı Taş Devri’nde ise, saz ve benzeri bitkilerden örülerek ip elde edilme usulü bulundu. Bu buluş sayesinde uzun ipler, elbise, sepet ve muhtelif ev eşyası imal edildi. Sepetçilik ve örücülük sanatları başladı. Yine bu devirde keten, kenevir gibi lifli bitkilerden faydalanma yolunu bulmuşlar, elbise ve diğer eşyalarını bu bitkilerden yapmayı başarmışlardı.

Neolitik devrin sonlarına doğru bir kısım hayvanların ehlileştirilmesi sonucu yünlü dokumaların başladığı anlaşılmaktadır. Ürün kullanılması ile dokumacılık büyük gelişmeler gösterir. Burada bahsini ettiğimiz yünlü dokumalar bugün bildiğimiz anlamda gerçek bir dokuma idi. Çünkü kullanılan ip gerçek bir ip idi.